| Profil de sultanPrenstenes Bozcaada'nın ...PhotosBlogListes | Aide |
|
11 août İMHA KILAVUZUsicim sürçtü affedin, yine bugün de sağım ezberleyemedim gitti imha kılavuzumu kim boşalttı bir yandan gözyaşı havuzumu? kaç almam lazım hocam geçmek için okulun mayakovskinin dil çıkaran intihar listesine? ne zaman indirecek ölüm beni de midesine? ne denirdi aldatmanın bölünemez en küçük birimine? kendime mi ihanetim yoksa aynadakine mi? koparınca neden kanıyor beynimdaki kenemi? işler beyin, işler el, ucuz sihir: bir çuval şiir doldurdu fakirhanemi yoksa beyin dediğim seri bir makine mi? birisi rahat bıraksın artık şu manivelamı boyuyor gözünüzü sesimdeki renkli kuş şakıyor çocuk gibi, ağlatıyor yalandan içimdeki cehennem kaynarken içten içten keser kime yontuyor, bu ne hal? hep ben, hep ben... çuvaldızım köreldi acıtmıyor tenimi neden kaçamıyorum ölü doğmuş bu piçten? gidenler ne benden, ne zaman başladı göç? doruğumdaki masum kar ne zaman eridi ilk? nedir bu çürüme değilse de delilik? söyleyin hangi güneş daha zalimdir kendinden? oyalandım da bıktım, kendi önüme attığım bu uyuntu kemikten bir şey yapmak lazım bir dağ delmek lazım kabızlık değil, hayır belki sorunum hazım kalbimi sıkıştırıyor içimdeki deli gazım dev aynasına bakmak ne kolay ve ne güzel nedir egoizmi yapan şey bu kadar hoş ve özel? çözülmez denklemlerim hem sayısal hem sözel imha kılavuzumu ezberlemem yine sürüncemede bir yanlış çok doğruyu götürdüğü sürece 10 août BENben:
"aleni ve eril özne"
tırnak içinde
ama ete kadar yenmiş...
körebenin doğurttuğu
kimbilir kaçıncı yanlış insan
zevk almak mümkün mü
hayatın kamçısından?
ben:
devede kulak...
el beslemesi, ölüme sunak
hâlâ askıda çirişiyle duran...
leşibiryerde gibi değersiz
kaç kuruş versem kaderime
boyun eğersiniz?
ben:
ikinoktaüstüsteden önce gelen
pedalsız bisiklet gibi garibe
ucuz ve adi, iki film birden
üstüme basmayın otsam
zırhım şiirden 8 août Erken BoşalmaÇinko bir gravürü renklendiriyor sahte neşem. Üzülme anne, bir daha tırnak yemem! Ölümün çeşitlerini koymamışlar ilkokul üçüncü sınıfta müfredata. Yaşayan ölülerden haber geçmiyor ajanslar. Bu yaştan sonra yüzme öğrenmek istemem ve daha derin denizleri seçmem, olasılık hesaplarını altüst ediyor istatistikçilerimin. Takan kim? Çelme takan adamlar var etrafımda küçücük, baktıkça iğrendiğim. Yazlığa gitmek için yazı hissetmek içinde. Yazı tura atmak olmaz, dik de durabilir para. Paramparça ettiğim varlığıma son bir kez baktım da, yeniden birleştirme telaşı düştü içime. Şimdi oturdum bunları yazıyorum. Tanık olun diye. Sanık olarak kimi çağırayım huzurunuza, huzurunuzu kaçıracağını bile bile? Erkenden yatınca erken boşalmıyor insan. Ben boşalmak için boş beyin arıyorum uyku tutmayınca. Ya siz? Boşalmanın dublörü seksi gelebilir size ama ben gülmüyorum. Ev ödevimi hiç bir silgi silmiyor kara tahtada. Silmeye niyetim de yok! Sarma yapmayı öğretmedi annem. Sanırım sabır gerekiyor en çok. Kendime sabrettim bunca yıl. Tadımdan yenmiyorum. Sarıp sarmaladığım sırların önemi yok. Tembelliğimi sosa bulasam ne fayda?... Siz hep dışardan bakın Bak-kal'ı seyreder gibi. Ben elmaları parlatayım gazyağıyla. Isırın daha çok, mideniz kaldırırsa... 5 août Züğürt Tesellisi
1 août Logaritma Bilmeyen VantrologDilini sökemediğim, ismini bilmediğim bir boşlukla konuşuyorum. İçimde, tek bacaklı kurşun askerlerin resmi geçit töreni. Gazi madalyasını haketmiyor mu kalemini kaybeden yazarlar? Nasıl gideyim ayakta, ilk durağıma onca yolu? Otobüsün ön sıraları hep dolu. Oysa nelere gebe, nelerden malül ve nelerden gaziyim. Kendi iç savaşımın vatan haini, maskeli balonun galibiyim. İçime sinmiyor hainliğin inindeki sinsi kurt. Sürüden ayrılmayı başka bir yazıda işlemeliyim. Gergefime daha çok şiir işlemeliyim. Şarjörümde sırma iplikler... Bu yüzden bunca delilikler... Karanlık, cehaletimin uykusu. Meşalesiz kalmış iç duvarlarımda, ilk çağlarımın resimleri. Işığınla gel. Aydınlanmak ne güzel! Seni de boyar bu resimler. Dilini bilmediğim bir şiirle konuşuyorum seninle. Vantrologların logaritma bilmeden güldürmesi gibi çocukları. Çocuklar matematiğini çözmüş mutluluğun. Mutluluk, arasıra şiire uğrar ve gider. Selamlaşırız uzaktan...Mutluluk bana sessizce güler. 29 juillet KüçüğümÖnüm sıra devrile devrile giden ömrüm Ardım sıra topallaya topallaya gelen gönlüm Çizgiye basmamayı öğrendiğim gün Büyüyecekler biliyorum Ama ben hâlâ küçüğüm |
||||||
|
|